20 Ocak 2015 Salı

En Değerli Kitabım: Aşkın Ateşi




Bu kitabı anlatmak için bir dakika bile beklemeyeceğim. Israrla tavsiyemdir!!

Kitaplarla ilgili ilk yazıma en sevdiğim kitabımla başlamalıyım değil mi?

         Evet kabul ediyorum, çok beceriksizce bir resim oldu :) Ne yaparsam yapayım elimin gölgesini engelleyemedim, bir daha bu işi gündüz halledeceğim. Kitabın göz alıcı güzelliğini yeterince ortaya çıkaramadım. Özeleştirimi yaptığıma göre kitabı alma nedenlerimle başlayayım. İnanılmaz güzellikteki kapağı beni ilk görüşte etkiledi. Bu kadar çarpıcı bir kitap kapağı daha önce görmemiştim. Kızıl saça karşı zaten bir zaafım var, tabi kii dayanamadımm :) O gün iyi ki bu kitabı almışım. Hayatımdaki en hoş tesadüflerden biriydi. Kitabı okurken kapaktaki kadını gözünde gerçek bir şekilde canlandırmanın ayrı bir özel yanı vardı.Alırken bu kitabın özel olduğunu hissettiriyordu.

        Genellikle kitapların ilk sayfaları okurken insanı pek sarmaz, olayların devamında kendinizi içinde hissetmeye başlarsınız. Ancak bu kitapta işler hiç de öyle yürümedi. Kesinlikle bundan daha etkili bir giriş yapılamazdı, kitap ilk sayfalarında beni  içine çekti. Kızılımız İsabel'in en yakın arkadaşı Fredy ile olan bağı ilgimi fazlasıyla çekmişti. Fredy'nin ona ''portakal'' demesine ise özellikle bayılmıştım. Portakal kafanın uçarı davranışları da beni okurken çok güldürdü. Çok güçlü bir karakteri ve deli bir ruhu vardı. Herkesin ihtiyacı olan delilikten belki birazcık fazla... Fredy'nin aşık olduğu kadını geri kazanmak için yaptığı planı bambaşka bir boyuta taşıyıp sınır tanımaması, hatta yaptığı her hareket insanı karakterine daha fazla hayran bırakıyordu. Evet, Fredy ona nişanlısı rolü yapmasını istediğinde; İsabel karısı olmayı teklif etti.Aynı zamanda zekiydi.

          Henfield Kontu Adrian Eaglestone'nun balosuna evli bir çift rolü yaparak giden bu iki deli, oradaki hareketleriyle de beni sürekli gülümsetti. Adrian onu ilk gördüğünde şemsiyeyi Fredy'nin kafasına geçiriyordu.Şaşkınlık içinde, her sayfasını zevkle okudum. Lord Eaglestone'nun çok yakışıklı bir adam çıkması  İsabel'in ondan nefret etmesini engelliyordu. Kitabı okurken sık sık kitabın kapağına bakarak her olayı hayal ettim. Adrian'ı da İsabel'in karşısında, son derece güçlü ve yakışıklı bir erkek olarak hayal ediyordum. Adrian'a daha kitabın başında hayran olmuştum. Ayrıca pek çok kısımda İsabel'in yaptığı türlü deliliklere maruz kalan bu yakışıklı konta acımaktan kendimi alamıyordum. Tıpkı onun gibi İsabel'in delinin teki olduğunu kabullendim. Ancak aralarında bir şeyler beklemiyordum.

        Pekala, kabul ediyorum. Okuduğum ilk tarihi aşk romanıydı...

        Sanırım o zamanlar bu denli etkilenmemin nedeni buydu. Sonunu tahmin edemiyordum ve Adrian'la İsabel arasında bir şeyler olmasını hiç beklemiyordum. Ancak kitabı verdiğim birkaç arkadaşımda benimle hem fikirde olunca bunun yazarın üstün kalemiyle ilgili olduğunu anladım. Zaten ondan sonra okuduğum hiçbir tarihi aşk romanına da benzemiyordu. Bu kitapla diğerlerini kıyaslamıyordum bile. Hepsi birbirine benziyordu. Bu ise aralarında değerli bir inci gibi parlıyordu. Her zaman benim en sevdiğim kitabım olarak kaldı.

       Kitapla ilgili itiraflarım daha bitmedi. En utanç verici kısma gelirsek, kitabın üstünde 'Ateş Dizisi l' yazdığı için kitabın gerçekten çekilmiş bir dizisi olduğunu düşünüp internette dakikalarca aradım :D tabi ki hiçbir şey bulamadım. Sonra olayı kavradığımda gerçekten çok utandım :)) Kitabın kapağındaki kadını görünce onun dizideki kadın olduğunu bile düşündüm. Şuan kulağa çok delice geliyor :)) Ama olsa ne kadar mükemmel olurdu değil mi? Öyle bir şey olmadığını öğrendiğimde büyük hayal kırıklığına uğramıştım.Yönetmenler, duyun sesimizi :))
   
     İki gün içinde başka hiçbir şey yapmadan kitabı bitirdim, tam bir hafta etkisinden çıkamadığıma rahatlıkla yemin edebilirim. Bir kitap bittiği için hiç böyle bir boşluk hissetmemiştim. Okurken kahkaha attığım bile olmuştu. Sonlarına doğru da elbetteki ağladım. Adrian ve İsabel'in yavaş yavaş alevlenen aşkı her duyguyu yaşatıyordu insana. İkisinin de karakterleri çok güçlü yaratılmıştı ve tam oturmuştu. Bir tarihi aşk romanının en önemli özelliği budur zaten. Ayrıca bir kitabın okurken güldürebilmesi, ne kadar usta bir kalemden çıktığını göstermez mi?

İtirafları bırakıp konuyu kısaca özetleyecek olursam:

       Fredy, Vivian adlı bir kadına aşık olur. Ancak kadın onu birden terk edip son derece zengin ve yakışıklı olan Henfield Kontu Adrian Eaglestone ile nişanlanmıştır. Fredy, Vivian'a deli gibi aşık olduğu için onu geri kazanma planları yapar. Tabii her yönüyle üstün olan Henfield kontuna karşı pek şansı yoktur. Sevgili yazarımızın deyimiyle ''kıskandırma silahının eşsiz gücünü'' Vivian üzerinde deneyerek onu geri kazanmaya çalışacaktır. Bunun için çocukluk arkadaşı İsabel'den yardım ister. Kontun verdiği yaz balosuna evli bir çift gibi katılacaklardır. Ancak İsabel, Henfield kontunun bu denli yakışıklı olduğunu tahmin etmemiştir. Fredy'nin onu yüzüstü bırakıp kaçacağını da...Evet, Fredy bir gece ansızın Vivian'la beraber kaçar. Adrian'da bunu İsabel'e ödetmeye niyetlidir. Zaten çok tuhaf hareketleri olan bu deli kızıl, kocası başkasıyla kaçmış her yeni gelin gibi gözyaşı dökmez. Adrian, İsabel'in malikaneden ayrılmasına izin vermez ve aralarında eğlenceli ve tutkulu bir oyun başlar. İsabel, oyunlarının açığa çıkacağından deli gibi korkar. Fredy'nin giderken bıraktığı kaplumbağasıyla birlikte malikanede kalır. Daha sonra bakıcısı Morgan'da yanına gelir.Ne kadar çabalasalar da Adrian oynadıkları oyunu öğrenir.

     İsabel'in kaplumbağası Mimi'yle olan ilişkisi çok eğlenceliydi. Evcil hayvanı kaplumbağa olan bir kız...

      Adrian, İsabel'i deliye döndürerek, korkutarak adeta onunla oynadı. Bu sırada birbirlerine hem aşık oldular hem de birlikte oldular. İsabel hamile kaldı ancak Adrian'dan sakladı. Amerika'ya kaçmaya kalktı, Adrian onu buldu ve geri getirdi. Hamile olduğunu öğrenmişti. Hatta gelirken evlendiler. Ancak hâla birbirlerine aşklarını itiraf etmemişlerdi. Kalp kırıklıkları, tutku, aşk arasında kalan bu ikili en sonunda birbirlerine beni ağlatan şekilde aşklarını itiraf ettiler. Kitabın en güzel bölümüydü diyebilirim. Kızları Kate ise tam bir canavardı. Sonu da başlangıcı kadar mükemmeldi.

      Adrian'ın yakın arkadaşları Brandon ve Stephan da çok etkileyiciydi. Özellikle Stephan'a aşık olmuştum. Adrian'dan sonra tabii :) Yabancı yazarların ne kadar güzel kitap yazdığını da düşünmeden edemedim.

       En yakın arkadaşım Büşra'ya kitabı okuması için verdiğimde (aradan en az bir sene geçmişti) o da kitaba bayıldı. Ve canım arkadaşım, ikinci kitabının olduğunu keşfetti. Ruhun Ateşi'nden de başka bir zaman zevkle bahsederim. Bende yazarın sosyal medyada hesabını buldum, bir baktım ki yazarımız aslında Türkmüş!!!! Kendimi çok saf hissediyorum, ardı ardına bir sürü şok yaşadım :) Yazarla tanışmam bu kitapla oldu. Sonra diğerlerini de Büşra'la birlikte büyük bir zevkle okuduk. En sevdiğimiz yazarımızı bulmuştuk :) Karakterlerden Adrian benimdi, Brandon da onun :))) Stephan'a ikimizde bayılıyorduk.

      İsabel'in bir kaplumbağası olduğundan bahsetmiştim. Mimi... Bugün kitaplığımdan kitabı aldığımda, oradaki kocaman kaplumbağam dikkatimi çekti. O an kitap elimde ''Mimi!!' diye bağırdım. Kaplumbağam uzun zamandır orada olmasına rağmen onunla bugün göz göze geldiğimizde sevgim ikiye katlandı.Hiç bu şekilde düşünmemiştim.Fotoğraf çekmeden olmazdı değil mi? :))



                                   İşte benim Mimi'm ve bir tanecik kitabım :)))


           Bakarken İsabel'in kaplumbağası ile Adrian'ın çenesini dağıttığı aklıma geliyor ve gülüyorum. Adrian'ın da dediği gibi, İsabel onu böyle tavlamıştı :))


          Kitap hakkında söyleceklerimi yaza yaza bitiremiyorum. Herkes okumalı... Adrian'ın Bella'sını, deli kızılını; Fredy'nin portakalını tanımalı.

Ah bir de... Türkiye'de ya da dünyada hiç farketmez, Adrian'a birazcık benzeyen bir erkek varsa bizi bulsun :)))


Hiç istemeyerek yazımı bitiriyorum, yoksa kitabın her kelimesini analize başlayacağım. İsabel ve Adrian'ın ki gibi bir hayat dileğiyle...Her zaman çok mutlu olun :)












Hiç yorum yok :

Yorum Gönder