15 Şubat 2015 Pazar

Katran

Biraz geç oldu ama herkesin Sevgililer Günü kutlu olsuuuuunnnn! :* :*

Gününü sevgilisiyle aşk dolu geçirenler, arkadaşlarıyla veya yakınlarıyla geçirmeye çalışanlar (benim gibi) ve yalnızlar... Umarım herkes için çok güzel geçmiştir. Ben yine de çok abartılacak bir gün değil aslında deyip yalnızların tarafındaki yerimi alıyorum tabii kiiii :)

Ben dün ne yaptım ? Ablacığımla kutladım Sevgililer Günü'nü **** Sabah dışarıda güzel bir kahvaltı yaptık, gezdik, elinde çiçek olan kızlara kınayarak baktık ve sinemaya gittiikkkk. Kimsenin sevgililer gününü kutlamadım açıkçası. Jeroen hevesimi kırdı. Cuma günü mesaj attı, bugün ayın 13'ü dedi. Ben de özel bir gün mü ? Diye sordum. Ona söyleteceğim inat değil mi :) o da yarın özel bir gün dedi. Tabii ben devam ediyorum neden ki falan diye. Peki o ne cevap verdi ?

-Yarın tuttuğum takımın maçı var.

Fena bozdu yani anlayacağınız, o yüzden bende kutlamaya falan kalkmadım, ondan da umudu kestim. Ama Allah razı olsun Hollanda'da gıcıklık ve öküzlük master ı yapan arkadaşım sabahtan kutladı. Neyse onunla ilgilenmedim pek, hak etti çünkü. ***

Dün istediğim her şey oldu bunun dışında. Yalnız, yazıma bunları anlatmak için başlamamıştım ki ben. Yine tutamadım kendimi*

Sinemaya gittiğimi söylemiştim. Ablamla birlikte olunca korku filmine gitmekten başka bir seçeneğin yoktur. Bayılıırrrr... Sinema da bir korku filmi olunca, zorla bilet aldı -_-

Hangi filmdi ki bu ?


Katran *-*

Ben hiç korku filmi havamda değildim. Çok istiyordu o yüzden sesimi de çıkaramadım. Seçeneğim yoktu izlemekten başka yani. En arka koltuklarda, en köşeye oturdum. Önüme gelen duvar ve bir sıra önde oturan kızın kafasıyla kendimi iyice filmden soyutladım. Ama kız ışıklar kapandığı gibi sevgilisinin omzuna yattı. (Filmin sonuna kadar öpüşüp durduklarını söylemeye terbiyem müsaade etmiyor) *** 
Böylece beni filmle baş başa bıraktı. Bütün çabalarıma rağmen film kendini zorla izletti anlayacağınız *-*



Konusunu çabucak anlatayım:

Film günümüzden ve eski zamanlardan iki hikayeyi barındırıyor. Eski bir zamanda yaşanan bir olayla başlıyor ve günümüzdeki bir aileyi o eski olaya da  dönerek anlatıyor. Böyle söyleyince çok karışık oluyor biliyorum. O yüzden ben önce geçmişteki hikayeyle başlayıp öyle anlatacağım


Wilma Elles başrolde oynuyor. Balolarda kabarık elbiselerini giyildiği o zamanlarda yaşayan, iki çocuğu olan bir kadın. Kocası (sanırım asker) döneceği için bir balo düzenleniyor. Kırsal bir bölgede görkemli, büyük bir evleri var. Balo burada yapılıyor. 

Baloda herkesin keyfi yerinde, danslar ediliyor. Oldukça şık, keyifli, herkes eğleniyor. 


Kocasının eve gelmesi bekleniyor. Kocasıdır herhalde gelecek kişi diye düşünüyorum :)) Ancak adamın ölüm haberi geliyor. Karısı Wilma Elles, üzüntüden deliriyor. 
Biraz zaman geçtikten sonra, kayınvalidesi dahil herkes evden gidince bir hizmetçi ve iki çocuğuyla baş başa kalıyor. Herhalde kadın üzüntüden kafayı yiyor. Bir gece, 2 bardak süte zehir karıştırıp çocuklarına içiriyor.  Sabah olunca pişman olup odalarına koşuyor ancak çok geç... Çocukları ölmüş. Ağlıyor, ağlıyor, ağlıyor... Daha sonra odasına gidip kendini asıyor. Hizmetçisi kadını o halde buluyor. 

Yıllar sonra, o eve 4 çocuklu bir aile taşınıyor. Küçük bir bebek, 2 küçük çocuk, bir genç kız, anne ve baba.


Başta çok memnun oldukları bu evde kısa sürede ilginç şeyler olmaya başlıyor. 



Geceleri uyurken bazı müzik aletlerinin sesleri, gürültüler duymaya başlıyorlar.  (Yıllar önceki baloda çalınan dans müziği) Bebek için tuttukları bakıcı korkunç şeyler yaşayıp evden kaçıyor, sürekli küvetin ve musluğun suyu kendi kendine açıldığı için çağrılan tesisatçı arkasına bakmadan kaçıyor, küvetin içinden saçlar çıkıyor. Küçük çocuk evin içinde bir arkadaşı olduğunu iddia ediyor. Ablasına "Bak, yatağın üzerinde"diyor. Kısacası ölen çocuklar ve anneleri evin içinde dolaşıyor.

Wilma Elles, gece uyurken evdeki genç kızın ve babanın yüzüne eğiliyor. Siyah saçlarıyla çook ürkütücü görüntüler çıkıyor ortaya gerçektennn *-*

Ancak çok fazla korkulacak bir şey yoktu filmde. Yapılmış en dramatik korku filmiydi. Bir aile draması ön plandaydı.

Biz hiç korkmadık, koltuğa yaslanıp rahatça izlenecek bir filmdi. Çok korkutucu sahneler çekilmeye müsait olmasına rağmen hikayeye daha fazla önem verilmiş. Korku filmi kategorisine fazla girmiyor yani. Yine de ben çok beğendim. Korku filmine gitmek isteyip cesaret edemeyenler bu filme rahatlıkla gidebilir. Gerçekten korkmak isteyenler ise bu filmi tercih etmesin ;)) ***

Filmin sonlarına doğru, anne ve baba genç kızlarını kendini asmış bir şekilde bulur. Filmde birinin öldüğünü hiçbir şekilde göstermiyor. Ölüm sahnesi bile yok. Yalnızca ölü halde bulunuyorlar. Kızın cenazesi büyük bir üzüntü içinde yapılıyor. Cenazeyi izleyen tanıdıklar da var. Wilma Elles ve çocukları... Ablamın deyişiyle ailecek cenazeye gelmişler :))*

Genç kızdan sonra sırayla ölümler başlıyor. Baba ölüyor, 2 küçük çocuğu annesi küvetin içinde boğulmuş vaziyette buluyor. Sonra da kadın ölüyor. Geriye en son bebek kalıyor, iki kol uzanıp bebeği alıyor ve film bitiyor. 

Filmi kesinlikle beğenmemeye ve izlememeye karar vererek gitmeme rağmen çok hoşlandım. İyi ki gitmişim.

Herkese tavsiye ederim


İyi seyirleeerrr :* :* :* 




2 yorum :

  1. Yabancıların yaptığı korku filmlerinden genellikle korkmuyorum Türk korku filmleri beni daha fazla etkiliyor :) bu filmi izlenicek listeme koydum :))

    YanıtlaSil
  2. Bu film hem Türk hem yabancı yapımı olduğu için bu kadar güzeldi sanırım :))

    YanıtlaSil