3 Şubat 2015 Salı

Özel bir şarkı ~ Avond

Tembelliğe son verip oldukça yoğun bir gün geçirdiğim Salı gününden merhabalar :* :*

Size, benim için en özel olan şarkıyı anlatmak istiyorum. Hollandaca (Aslında Felemenkçe) öğrenme isteğim bu şarkıyla başladı. Canım arkadaşım Jeroen'un bana bu şarkıyı göndermesiyle. Dinlediğim ilk andan beri vurgunum bu şarkının kendisine. Bir de sözlerini görünce tamam dedim, aşık oluyorum *-*

Tamam belki biraz abarttım ama, bu şarkıyı dinlemeden bir günüm geçmez. Söylemekten de çok büyük keyif alıyorum. Jeroen'la bizim şarkımız.. Birbirimize bu şarkının sözlerini söyleriz bazen. Ben başlarım o devam eder, o başlar ben devam ederim. En özel, en güzel anlarımızdır :) Şarkının içinde bir hikaye var, Hollandalı olduğunu belli ediyor. Jeroen'a bunu söylediğimde ''haklısın'' dedi, gözümden kaçmaz tabi. Resmen %50 Hollandalı oldum. Esprilerini de anlıyorum *-*  Şarkının her sözünün ayrı bir anlamı var bizim için. Hepsini açıklamak istiyorum :) ***


Öncelikle şarkının adı ''avond'', akşam anlamına geliyor. :)


Nu hoef je nooit je jas meer aan te trekken       
En te hopen dat je licht het doet.                             

Çevirmekte zorlandığım en lanet cümledir kendisi. '' Şimdi ceketini daha fazla taşımak zorunda değilsin, ve umalım ışıkların çalışıyordur'' gibi bir şey olması lazım. Eve bir çiftin girdiğini düşünelim, berbat çevirimi boşverelim hihi :)

Laat buiten de stormwind nu maar razen in het donker
Want binnen is het warm en licht en goed


Ama şimdi karanlık fırtınayı ve öfkeyi dışarıda bırakalım
İçerisi sıcak, aydınlık ve iyi.

Hollandalılar sürekli yağmura, fırtınaya, soğuğa maruz kaldıkları için hiç sevmezler ve içeride olmak isterler o an. Bu yüzden Jeroen hep bu dizelerle başlar söylemeye :) Benimde çok hoşuma gidiyor :)

Hand in hand naar buiten kijkend waar de regen valt
Ik zie het vuur van hoop en twijfel in je ogen

En ik ken je diepste angst

Elele, yağmur nereye düşüyor diye dışarıya bakıyoruz
Ben gözlerinde umut ateşini ve şüpheyi görüyorum
Ve ben senin en derin korkularını biliyorum

Beni benden alan, hüngür hüngür ağlama isteği uyandıran dizelerdir bunlar. En en en sevdiğim. Bu yüzden Jeroen en çok bu dizeleri söyler. Birine kendimi en yakın hissettiğim andır. Çünkü gerçekten onun beni anladığını, en derin korkularımı dahi bildiğini bilirim. Duygusallaşırız çok o an ama ben cadılığımı yapmadan durur muyum ? Yakışır mı hiç bana ? ''Hayır, ben yağmuru severim. Biz içeride oturamayız yağmur yağarken. Benimle dışarı geleceksin.'' derim o da asla kabul etmez ve deli olduğumu düşünür. Aslında ikimizde deliyiz, bunların hayalini kuruyoruz :) 

Want je kunt niets zeker weten en alles gaat voorbij
Maar ik geloof, ik geloof, ik geloof, ik geloof, ik geloof in jou en mij
En als je 's morgens opstaat ben ik bij je


Çünkü hiçbir şeyden emin olamayız, bilirsin her şeyin bir sonu var
Ama ben inanıyorum. ben inanıyorum, ben inanıyorum, ben inanıyorum, ben inanıyorum sana ve bana.

Nakarat kısmını da çok severiz. ''Ama ben inanıyorum sana ve bana'' derken çok da içten söyleriz :) O an gerçekten inanırım ona.

En als je 's morgens opstaat ben ik bij je
En misschien heb ik al thee gezet


Ve sabah kalktığın zaman, seninle olacağım
Ve belki de zaten çay koymuş oluruz

Çay olmaz. Ben Jeroen'a bol peynirli bir kahvaltı hazırlarım. Kendisi peynirden nefret eder de :)) Böyle söylediğimde beni öldüreceğini söylüyor. Gerçekten ben tam bir peynir canavarıyken o tiksinir :) Ben de hep kullanırım bunu. (Cümlelerime peynir aşkına diye başlarım, delirir)


En als de zon schijnt buiten gaan we lopen door de duinen
En als het regent gaan we t'rug in bed


Ve güneş dışarıda parlıyorken, tepelerin üzerinden yürürüz.
Eğer yağmur yağarsa, yatağa geri döneriz.

Bize bu dizede yine bir kavga çıkıyor. Nedir bu yağmur fobiniz arkadaşım? Şöyle ıslana ıslana gezelim, bırakın saçlarınız yağmur görsün biraz değil mi ama. Ben seni düşündüğümden istiyorum. Ama yook olmaz, ille geri dönüyoruz. Tipik Hollandalım:))

Uren langzaam wakker worden, zwevend door de tijd
Ik zie het licht door de gordijnen
En ik weet, 't verleden geeft geen zekerheid


Uyanmak için saatlerimizi harcıyoruz, zaman yavaş yavaş yüzerken
Ben perdelerden ışığı görüyorum ve biliyorum
Geçmiş hiçbir garanti vermez

(Tekrar nakarat)

Ik doe de lichten uit en de kamer wordt nu donker
Een straatlantaarn buiten geeft wat licht


Işıkları kapatıyorum, ve oda artık karanlık
Sokak lambaları biraz ışık veriyor

En de dingen in de kamer worden vrienden die gaan slapen
De stoelen staan te wachten op 't ontbijt


Ve odanın içindeki şeyler uyumaya giden arkadaşlar
Sandalyeler kahvaltı bekliyor

(Çok saçma bir çeviri oldu, boşverin. Utanıyorum şuan. Felemenkçe kariyerimi bitiricem neredeyse. Ne dediğini hiç anlamadım gerçekten :)) )

En morgen wordt ik wakker met de geur van brood en honing
De glans van gouden zonlicht in je haar


Ve yarın ekmek ve bal kokusuyla uyanacağım
Altın gibi parlıyor saçlarında gün ışığı

Bunu da sıklıkla söyler Jeroen :)

En de dingen in de kamer, ik zeg ze welterusten
Vanavond gaan we slapen en morgen zien we wel

Maar de dingen in de kamer zouden levenloze dingen zijn, zonder jou

Ve odadaki şeylere iyi geceler diliyorum
Bu akşam uyumaya gidiyoruz, yarın göreceğiz

Ama odadakiler sensiz cansız şeyler olurdu.

Ve nakaratla biter...



Müthiş Felemenkçemi konuşturdum. Hollandalılar beni affetsin artık felaket olduysa :)) Öğreniyorum hâlâ, ve bilmem gereken önemli dizeleri çok iyi biliyorum. İçime işlediler benim artık *-* Mutlaka dinlemelisiniz. Başka bir Hollandaca şarkıda, başka bir felaketle görüşmek üzere. İyi ki Jeroen dillerini böyle katlettiğimi bilmiyor,asla öğretmeye devam etmezdi **



Mutlaka dinleyin :)


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder