7 Şubat 2015 Cumartesi

Tatlı Kaçamak ~ A Vacation

Hepinize güneşli bir tatil gününden merhabalarrrr :*

Hello everyone from a sunny vacation :*

Bugünü güzel değerlendirdik, şans da bizimleydi doğrusu. Şubat ayındayız ama yazdan kalma bir gün vardı dışarıda. Eh Biz de Kıyıköy'e, Kastro'ya gitmeye karar verince ortaya güzel fotoğraflar çıktı. Bugün çok eğlendim ama şuan yorgunluktan ölüyorum. Yine de sizinle bu tatlı yorgunluğu paylaşmak istedim :)


We evaluate nice today ,and the luck was with us. Its January but there was a day of summer outdoors. Therefore we decided to go Kıyıköy, Kastro turned out beautiful photos. I enjoyed today but now dying of fatigue. Even so I wanted to share this sweet fatigue with you :)

Yoldayken ağaçların üzerinde birçok kartal gördüm ancak bir türlü çekemedim. Beni en çok üzen şey bu. Babamla aramızdaki diyaloğu görünce nedenini anlarsınız:

+Baba, dur. Kartalların fotoğrafını çekmek istiyorum
- Efendim? Anlamadım?
+Baba kartallar..
-Ne kartalı
+Tamam baba, boşver...

On the road, I saw many eagles on the trees but didnt take photo, the saddiest thing to me this. Look at the dialouge between my father and me, then you can understand that reason:

+Dad, stop. I wanna take photos of eagles.
-What? I dont understand?
+Daddy, eagles...
-What eagle?
-Oke dad, take it easy.

Sometimes he make me mad !!! :))


Orada gördüğümüz adamın söylediklerine göre çok uzun bir tünelmiş. Keçi sürüsünü oradan geçirip denizin oradaki başka tepelere gidiyormuş ki burası daha Kıyıköy'e gelmeden başlıyor. Büyük cesaret, ben de girmek istiyorum :))

A long tunnel leading to the sea


Kıyıköy'e hoşgeldiniiizzz ~ Welcome to Kıyıköy


İlk durak Aya Nikola Manastırı'ydı. Buraya en son geldiğimizde çook çook küçüktüm. Kalmıştık Kıyıköy'de, burası o zamanlar nasıl güzel geliyodu bana. Gördüğüm gibi içinde koşturduğum, korktuğum, günler geldi aklıma. İlk gittiğim gibi olmuyor hiçbir yer, o mutluluk yoktu içimde :)



Sürekli su damlıyordu buradan, dakikalarca öyle izledim. Can sıkıntısı :))


İçi karanlık, sürekli su sesi geliyor. Suyun direkt taşların içinden geldiğini gördük. Hoşuma gitti, ancak içerisi çok karışık ve acayipti. Tam da hatırladığım gibi, her şey bıraktığım gibi duruyor öyle. Daha da eskimiş tabii :)


Duvarlarda bazı yazılar, süsler var ama geriye kalan yalnızca bunlar.


Manastır hakkında bilgi

The information about the monastery



Deniz varken buralarda gezmek belki biraz delice ama burayı da o kadar çok özlemişim ki. Piknik yapmak için geliyorduk hatırladığım kadarıyla :)



Kışın ortasında gittiğimiz için hiç kimse yoktu ama yazın o kadar kalabalık oluyor ki, yer bulmak çok zor oluyor. Yazın buraya gelmeyi kararlaştırdıktan sonra mutlu bir şekilde ayrıldık :*

Burası da deniz ile birleştiği kısım. Sarı olan ile gezip yukarıdaki fotoğraftaki köprüye kadar geldiğimizi hatırlıyorum. Gördüğümüz yılanları hiç sormayın, anlatmak istemiyorum :)))


Sana da merhaba tatlı şey :* :*

Hello to you sweetheart :*:*



Artık denizi görelim! Şu küçük deniz feneri çocukluğumda o kadar devasa bir şey gibi gözükürdü ki... Çok severim ben deniz fenerlerini. Ama şimdi bakıp ''bu ne böyle küçücük, buna mı hayranmışım'' diyorum :)



Çok fazla seviyorum burayı *-*


Tam biz giderken, fotoğraf çekmem için kuşlar birden havalandı tabii *-*


Güzel bir fotoğraf oldu, teşekkür ettim hepinize :D


Yazın buraları böyle görmek çok zor.. Issız, bomboş... Şuan tam benlik :)


Sonraki durağımız Kastro'ydu. Baktık daha çok vakit var, uğrayalım dedik. Kardelenleri görünce aşık oldum zaten, her yerde kardelenler vardı *-*



Papatyaları çok severim, görünce çok mutlu oldum :) *


Of ama, yine mi benim gölgem. Fotoğraf çekmeyi beceremiyo muyum ben :)



Ormanda yürüyüş yapmak isteyenleri buraya alalım. Bu görüntüsü beni hayal kırıklığına uğrattı tabii. Sanırım yemyeşil ağaçlar bekliyordum :)) Yazın bir de görün burayı ;)



Benim canım arkadaşım Jeroen çok soğuk bir ülkede yaşadığı ve hiç plaj göremediği için onun ismini yazdım :)) En azından ismi artık sıcak bir yerde, nasıl iyi bir arkadaşı var bilmiyor :))) Seviyorum onu ya ;)

My dear friend Jeroen living in a very cold country, he've never seen a hot beach. So I wrote his name! At least his name in a hot place anymore , he doesn't know how to a good friend :)))
 I love him ;)


Ne çirkin yazı, çünkü çirkin bir isim var orada. Baş harfi J :D

What an ugly article! Because there is an ugly name. İnitials : J :D



Çok hoş görünüyor ama hiç göründüğü gibi değil. Sadece ayaklarımızı suya sokalım dedik ve çığlık çığlığa çıktım. Gerçekten buz gibiydi. Ne bekliyordum ki ? :))



Bütün sahil bizimdi, hiç kimse yoktu.Diğer tarafta şortu ile güneşlenen biri vardı ama, onu söylemeden geçemeyeceğim. Delirmiş herhalde :)


Diğer uca kadar gidemedim, Buz gibi sudan mümkün olduğunca kaçıp kendimi sıcak kumlara attım. Jeroen bir de neden denize girmedin diye sordu. Gel de sen gir canım benim, sen Hollanda soğuğuna alışıksın. Hiçbir şey olmaz, ama ben yazı bekleyeceğim :))


Evet, bu ıssız sahil yazın böyle tıklım tıklım. Neyse ben vazgeçtim gelmekten. Antalya'ya gideceğim zaten. Hiçbir zaman kalabalıkta rahat edebilen biri olamadım. Burası bu derece kalabalıkken asla gelemem :)

Bunları yazarken Yunanistan'da ve Makedonya'da çektiğim fotoğrafları hatırladım. İleride mutlaka onları da yazacağım. Bu küçük yerden çok daha güzel ve ilginç fotoğraflar var, güzel anılar hikayeler var :)

I remembered of took photos in Macedonia and Greece. Okey I hate Greece but have really wonderful places, will share them. ;)

Tot ziens... :)










3 yorum :

  1. Küçükken sürekli kıyıköy taraflarına giderdik ama buraya hiç gitmemiştik. Fotoğrafları sevdimm :)) busee bol bol gez, fotoğraf çek ve vakit kaybetmeden yazman dileğiyle (önce gez, çek, yaz şeklindeydi de fazla emrivaki olunca değiştirdim bu hale geldi) :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kastro gerçekten çok güzel. Hem deniz hem orman. Özellikle yazın o orman böyle bi tablodan fırlamış gibi. Tabi biraz kalabalık. Yine de tavsiye ederim Büşra :)) Bol boll gezicem hiç merak etme :))

      Sil
  2. Pek güzel! :)

    Ben de beklerim...

    YanıtlaSil