14 Temmuz 2015 Salı

Son Pişmanlık - A.L. JACKSON

Özledim kitaplar hakkında yazmayı ve damladım buraya hemen :)

Bu kitabı okuyalı çok fazla oldu aslında, ama yazmak bir türlü içimden gelmedi. Bugün elime ilk o geldi, o yüzden artık anlatıyım dedim 

Öncelikle arka kapak:

Öyle hatalar vardır ki ömür boyu pişmanlık duyarız. Christian için, Elizabeth'e ihanet ettiği gündü.

Christian Davison'ın hayatıyla ilgili planı bellidir. Avukat olup babasının hukuk şirketinin başına geçecektir. Hiçbir şey yoluna çıkamaz; ne Elizabeth Ayers ne de doğmamış çocukları.

Elizabeth, Christian'ın onu hayatından çıkarmasıyla son beş yılını kızına bakabilmek için mücadele edip ona güvenli, rahat bir hayat verebilmek için her şeyini feda ederek geçirir. 

Christian ise beş yıl boyunca ailesini terk ettiği için pişmanlık duyar ve onları geri kazanmak için geri yapmaya hazırdır- tıpkı Christian'ın onları üzeceğine inanan Elizabeth'in, kızını korumak için her şeyi yapmaya hazır olması gibi. 

Christian, tekrar hayatlarına girmek için çabalarken Elizabeth, birini bağışlanamaz bir hata yaptığında affetmenin ve yıllarca nefrete dönüşen bir aşkı yeniden canlandırmanın mümkün olup olmadığını sorgulamaya başlar. Yoksa bazı yaralar o kadar derindir ki asla iyileşemezler mi? 

Herkes ikinci bir şansı hak eder derler.

Arka kapağı dikkatimi çektiği için almıştım bu kitabı. Aspendos Yayınları sık sık bu tarz kitaplar çıkarıyor sanırım. Arka kapak her şeyin özeti gibi aslında, kitabın içinde bundan daha fazlasını bulduğumu söyleyemem.

Christian ve Elizabeth sevgiliyken Beth hamile kalır. Christian bu çocuğa henüz hazır olmadığı için istemez. ''Ya ben, ya çocuğun'' diye büyük bir rest çeker. Bunun sonunca Elizabeth âşık olduğu adamı terk edip bebeğini seçer. Çok zor bir doğum geçirir ve bir kız çocuğu dünyaya getirir. 

5 yıl sonra Christian babasının istediği gibi avukat olmuştur ama hiçbir şey düzgün gitmemektedir. Aklı sürekli çocuğunda ve Elizabeth'tedir. 

Bir gün markette güzel bir kız çocuğuyla karşılaşır. Nasılsa kendi çocuğu olduğunu anlamıştır. Daha sonra onların peşine düşer ve ikinci şans macerası başlamış olur. 

Çok heyecan verici veya şaşırtıcı bir durum yok bu kitapta.

Elizabeth, Christian'a karşı o kadar katıdır ki, kitabın sonuna kadar asla düzelmeyeceğini düşündüm doğrusu. Her kitabı ''bütün erkekler ölsün!'' mantığıyla okuyan ben, Christian'a çok fazla acıdım. 

Yürek burkan bir hikaye olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Okurken o kadar karamsarlığa ve umutsuzluğa kapıldım ki, ben yaşamış gibiydim o olayları. Yazarın kalemini oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. 

Çok mükemmel bir kitap olmasa da okunabilir, bir şans verilebilir diye düşünüyorum.

Ben kitaplığımda olduğu için mutluyum :) 

Özellikle baba-kız olayları o kadar hoşuma gitti ki...

Eleştiri yapmam gerekirse ise, kapağı fazlasıyla alakasız. Hoşuma gittiğini söyleyemem. 

Kısa bir kitaptı, o yüzden daha fazla yazacak bir şeyim yok. Bu kadar söyleyeceklerim. Bu arada özlemişim yazmayı :)

Peki siz, ikinci bir şansa inanır mısınız?

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder