9 Mart 2016 Çarşamba

Kadınsız Erkekler - Haruki Murakami

Sınava az kalmış olmasına rağmen parça parça okuduğum kitaplardan birini bitirebildim ve hemen buraya geldim. Çok sevdiğim Japon bir yazarın oldukça beğenilen bir kitabını okudum.

Kadınsız Erkekler...


Açıkçası kitabın ismi ve kapağı satın almam için yeterli oldu. 

7 bölümden oluşuyor bu kitap, daha doğrusu 7 ağıt.. 

Kadınlar tarafından aldatılmış, acı çekmiş, ya da kadınsız kalmış erkekler anlatılıyor bu 7 bölümde. 'Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın' diyor yazarımız..

Aslında çok fazla söze gerek yok çünkü Haruki Murakami kitaplarını okuyup da sevmeyen çok fazla kişi yok :)

Keşke kitap daha uzun olsaymış. Tam bir bölüme alışıyorum ve en can alıcı yerinde bitiyor. Ne oldu, ne bitti diye delice merak ediyorum ama cevap bulamıyorum. Beni çok fazla merakta bıraktı anlatılan yaşamdan kesitlerle.

Etkilendin mi? diye sorarsanız... Evet, kesinlikle.

Ama daha iyi olabilirdi diye de düşünmeden edemiyorum. 

Aldatan kadınlar o kadar az ki erkeklerle kıyaslayacak olursak. Kim bilir belki de o yüzden kısa gelmiştir bana bu kitap. Burada bir savunma yapma gereği duydum, tutamadım kendimii :)




Fıstık ile dışarıda kitabımı okumaya çalışıyordum ama kucağıma zıplayıp kitabımı yemeye çalıştığı için pek de başarılı olamadık. Üstelik hava müthiş güzeldi o gün. 

Kalemlerim ve not defterimi her zaman kitaplarımla birlikte taşırım çünkü kitaplarımı çizmekten gerçekten nefret ediyorum. O yüzden hoşuma giden kısımları not alıyorum.

Siz seviyor musunuz kitabınızın üzerine notlar almayı?

Bu arada Fıstık benim ikinci köpeğim ve o kadar sevimli ki... Her gün onları daha fazla seviyorum. Tatlı kızım benim :) ***

Eğer okumayı düşünmüyorsanız ya da kadar veremiyorsanız, alıntıların çokça yardımı olacağını düşünüyorum. 

Alıntılar

''Başka biri olabilmek eğlenceli bir şey mi?''

''Tekrar kendine döneceğini bilirsen, evet.''

''Kendinize dönmeyi istemediğiniz anlar olmadı mı peki?''

''İnsanın kendinden başka dönebileceği bir yer var mıdır ki?''

***

...Ne var ki, artık ölü olan biri muhtemelen bir şey düşünmez, hissetmezdi. Kafuku'ya göre işte bu ölümün müthiş özelliklerinden biriydi.

***

Karşımızdakini sahiden görmenin, kendi içimize, taa dibimize kadar dosdoğruca bakmaktan başka bir yolu yoktur. Ben böyle düşünüyorum.

***

Öldürücü olmak demişken, asıl hayatın kendisi öldürücüdür.

***

Kendisinden uzaklaşıp, yine kendisine dönüyordu. Ancak döndüğü yer, tam olarak o eski yer değildi.

***

Elbette incindim ben, hem de çok incindim.

3 yorum :

  1. "Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi.." Hakan Günday'ın bu cümleleri geldi aklıma birden..

    Takipteyim, bende beklerim. Sevgilerle:)
    http://guzelliksenfonileri.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bakış açıları aynı. Benim için de öyle :) Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Gelmez miyimmm :)

      Sil
  2. Bu kitabı geçen ay arkadaşım bana hediye etti ama henüz okumadım. Şimdi yorumunuzu görünce ilgimi çekti. Okuma sıramda öne çekeceğim :-)

    YanıtlaSil