18 Haziran 2016 Cumartesi

İyi Yazmak Üzerine - William Zinsser

Merhabalar,

Yarın LYS sınavına gireceğim , ama bugün ne yapacağımı bilemiyorum. Uzun zamandır yorumlamak istediğim bir kitabı aldım elime ben de. Çok önemsediğim bir kitap bu. 


Hayatının bir bölümünde yazı yazmak için uğraşanların mutlaka okuması gereken bir kitap İyi Yazmak Üzerine. 

İstanbul'a gittiğimde sevdiğim ve sık sık görüştüğüm bir avukatın yanına uğramıştım. Masasında bu kitabı gördüm ve hemen alıp inceledim. Yüksek lisans yapıyor bu avukat abim ve tez yazmaya çalışıyor. Üniversiteden hocası tavsiye etmiş. Ben de iyice meraklandım ve hemen satın aldım. 
Kötü yazdığımı düşünüyorum. Bu kitabın bana faydası olacağını düşündüm. 

Oldu da.

Yazar bu konuda o kadar usta ki, her satırda bunu görebiliyorsunuz. Konu başlıklarına ayırmış her şeyi. Deneme, kurgu, mizah, eleştiri... Her tür için ipuçları ve çok yararlı bilgiler bulunuyor. Bununla yetinmeyip bağlaçları, tümleçleri, noktalama işaretlerini nasıl kullanmamız gerektiğini teker teker ele almış bu kitapta. Aslında dört bölüme ayırmış kitabı. İlkeler, Metotlar, Formlar ve Tutumlar. 

Arkadaşım gördüğünde '' Buse ne okunduğunun farkında mısın zamir falan yazıyor bu kitapta'' demişti. Baya güldüm ama sonra bir ön yargı oluştu arkadaşım sağolsun.

Okurken zorlandığım ve sıkıldığım kısımlar oldu. Yine de bitirdiğimde adeta bir yazı yazma kursuna girmiş de kendimi yetiştirip çıkmış gibi hissettim. 

Yazarın üstünde durduğu en önemli şey ''Basitlik'' 

Yazılarınızı olabildiğince basitleştirin diyor. Tabii bunu benim söylediğim gibi temelsiz ve düz bir şekilde yazmıyor. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar  açıklıyor, kendi yazılarından ve başkalarının yazılarından örnekler veriyor. 

Bu kitabı alıntı yapmadan anlatabilmem mümkün değil. En hoşuma giden kısım Türkler ve İstanbul ile ilgili yazılan bir gezi yazısından yapılan alıntıydı. 

Türkiye'de iki tarz insan olduğunu fark edersiniz: taşıyanlar ve oturanlar. Hiç kimse bir Türk kadar rahat, ustaca ve halinden memnun bir şekilde oturamaz; vücudunun her bir bölgesiyle oturur; bizzat suratı oturur. Bu sanatı sanki saraylarda yaşamış sultan nesillerinden miras almıştır. Sizi kendisiyle beraber dükkanında oturmaya, ya da yarım düzine başka oturanlarla oturmaya davet etmekten daha çok hoşlandığı bir şey yoktur: kibar bir şekilde size yaşınızı, medeni durumunuzu, çocuklarınızın cinsiyetini, akrabalarınızın sayısını, nerede nasıl yaşadığınızı sorar ve sonra Lizbon, New York ya da Sheffield'da duyamayacağınız bir şekilde, diğer oturanların da yaptığı gibi boğazınızı temizlersiniz ve ortamdaki sessizliğe siz de katılırsınız. 

Evet, uzun bir alıntı oldu ama benim çok hoşuma gitmişti bu kitabın içinde Türklerle ilgili bir yazı bulmak. As bayrakları as durumu :)

Yazarımız da şöyle diyor:

''Bizzat suratı oturur'' ifadesi çok hoşuma gidiyor- üç kısa kelime ile bizi şaşırtan, çok ilginç bir fikir sunuyor. Aynı zamanda bize Türkler hakkında muazzam bilgiler veriyor. Artık Türkiye'ye gittiğime oturan insanlara dikkat etmemezlik yapamam. Çabuk bir kavrayış ile Pritchett ulusal bir özelliği yakalamış bulunuyor. Diğer ülkeler hakkında yazmanın özü budur. Önemsiz şeylerle önemli şeyleri ayrıştırın.''

Benim dikkatimi çeken diğer bir nokta ise mizah yazıları hakkında düşündükleriydi. 

'' Bazı okurların komik bulmayacağını düşünmek beni rahatsız etmiyor; toplumun büyük bir kesiminin mizah anlayışı olmadığının farkındayım - dünyada onları eğlendirmeye çalışan insanlar olduğunun bile farkında değiller.''

Yazar aynı zamanda yazdığı kitaplardaki cümleleri nasıl kurduğunu, ipuçlarını, karalamalarını gösteriyor.Bu da beni çok etkiledi. Çünkü bu bahsettikleri bir yazarın en gizli sırları ve o, bunları paylaşmaktan çekinmiyor. 

Yazmayı zanaat olarak görmemizi söylüyor. Her gün mutlaka yazmak için zaman ayırmamız gerektiğini düşünüyor. Kendimizi geliştirmemizin yolu buymuş. 

- Ne yapmak istediğinize karar verin. Sonra yapmaya karar verin. Sonra yapın. 

-Bir yazarın tarzını sevdiğimizi söylediğimizde demek istediğimiz kağıt üzerinde ifade ettikleri şekilde karakterlerini sevdiğimizdir. 

- Kendi mirasınız dolayısıyla kaçınılmaz olduğunu düşündüğünüz şeyin peşinden gidin. 

-Okuyucu, yazarın iyi hissettiğini hissetmek zorunda. 

Bu kitapla tanışmam çok hoş bir tesadüftü. İyi ki okumuşum. Yazmayı kendi mirası olarak gören ve bunun kaçınılmaz olduğunu düşünen herkesin bu kitabı okumasını isterim.

Aslında kitabı okuyup bitirdikten sonra yazılarım gözle görülür bir şekilde değişti. Böyle usta bir adamı tanıdığım için şanslı hissediyorum kendimi. 

Tekrar okuyacağım, ömür boyu faydalanabileceğim bir kitap almışım!


Arka sayfada gördüğüm bu kitabı da listeme ekledim.



Hepsi bu :)


2 yorum :

  1. Ben bu aralar geriden geliyorum, geç yorum yazabiliyorum o yüzden.
    Öncelikle çok faydalı bir yazı olmuş, kitabı okumadan dahi bu güzel tanıtımla dikkat edilmesi, üzerinde durulması gereken noktalar hakkında fikir sahibi oldum. Kitabı da merak ettim açıkçası, listeme ekleyeyim, elimdekiler bitmeden kitap alışverişi yapmayı düşünmüyorum, o yüzden baya zaman alabilir okumam. :D
    Bu arada sınavın iyi geçer/geçmiştir umarım. Başarılar dilerim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimki de geç bir cevap oldu, kusura bakma. Kitabı bütün bloggerlara şiddetle tavsiye ediyorum :D Sınavım kötü geçti, önüme bakıcam artık :( Çok teşekkür ederim :)

      Sil