13 Haziran 2016 Pazartesi

Rita Hunter- Güz Fırtınası


Yoğun duygular hissettiğim kitapları yorumlamak çok zor oluyor benim için. Yine de yeni çıkan ve aşırı merak edilen bu kitaptan bir an önce bahsetmek istiyorum.

Rita Hunter benim okuduğum, tanıdığım, bildiğim kalemi en güzel yazar. Benim en en en sevdiğim..

Güz Fırtınası ise imzalı bir şekilde geldi bana Okuoku sayesinde. Ayrı bir yeri var artık ben de.



Gözlerim dolu dolu. Herkes ''Nasıldı?'' diye soruyor. Nasıl olsun, dehşet güzeldi!

Eğlenceliydi.

Duygusaldı.

Her yönden yoğundu.

Tutkuluydu.

Bol bol fırtınalıydı.

Kitabı bitirdikten sonra 'Başka hiç kimse tarihi aşk romanı yazmaya kalkışmasın ya' dedim. Bu kitap beklentileri göğe çıkaracak çünkü. O alışılmış, bayağı, sıkıcı kalıpları yıkıp geçmiş..Sayfaların arasında bir yaşam var, canlı resmen bu roman!  Karakterler o kadar güçlü yaratılmış ki sadece bir kitap karakteri olduğunu düşünmüyorsunuz, bir yerlerde mutlaka yaşıyor diyorsunuz. Ben Rita Hunter kitaplarındaki her karakteri içimde yaşatıyorum zaten. Zor zamanlarımda onlara sarılıyorum.

Konudan biraz bahsetmeye çalışayım...

Jane; kız kardeşi Mary, erkek kardeşi Chris ve annesiyle birlikte Abertillery Dükü'ne ait papaz evinde yaşayan, tuhaf mı tuhaf bir kız. Üstelik sade, gösterişsiz yaşam süren bir papazın kızı ama babası hayatını kaybetmiş. Bu nedenle papaz evinden çıkma planları yapılıyor. Yeni gelen Dük onlara yeni bir iş sunuyor ve küçük ailemiz evlerinde kalmaya devam ediyor. Kızıl saçlı ve tuhaf hareketli Jane, ailenin yeni Dük'ün dikkatini çekmeme çabalarına karşın Alexander'ın ilgisini fazlasıyla çekmeyi başarıyor. Kitap böyle devam ediyor. Jane'in bir yazar olduğunu atlayamayacağım :)

Okurken genelde erkek karakterlere yoğunlaşırım. Şimdi fark ediyorum ki tamamen Jane'e odaklanmışım. Hiç böyle ilginç bir karaktere rastlamamıştım. (Isabel'den başka)

Rita Hunter'ın o bilindik üslubu daha da güçlenmiş, okuyucusunu güldürmekten hoşlanır bizim yazarımız. Ben güldüm, sırıttım, ağladım, kızdım. Yaşayabileceğim bütün duyguları yaşadım. Jane de öyle bir karakter zaten. Karşısında biri ağlayınca sebebini sorgulamadan o da ağlıyor, biri kahkaha atarsa o da atıyor. Heyecandan, telaştan çok çabuk etkileniyor. Okurken Jane'den bir farkım kalmadı :)

Yazarın kalemi daha da güçlenmiş sanki. Sayfaların nasıl akıp gittiğini anlamayıp bir yandan da böyle dolu dolu bir kitabı okuduğunuz için etkileniyorsunuz. En güzel kısmı da, yazarımızın diğer kitaplarından karakterler de işin içinde. Onlar zaten bizim canımız. Öyle bir bölüm var ki hepsi birlikte. Adrian, Brendan, Stephan , Alexander ve eşleri... Isabel , Sophie, Davina, Jane.
Tamam dedim , eriyorum ben. O bölümde ağlamamak için zor tuttum kendimi. Yine eski kitapları da okumak için delice bir istek duydum. Bağımlıyım ben Rita kitaplarına.

Jane ve kardeşleri gerçekten çok eğlenceli tipler. Hele küçük kardeşi Chris var ki , sarışın olmasına rağmen nedense yazarımızın küçük oğlu Deniz'i anımsattı bana. Ondan ilham aldığını düşündüm :)

Chris ile Jane arasındaki ufak bir diyaloğu paylaşmadan geçemiyorum :)

'' Sen, Mary'den daha eğlencelisin. Ben olsam Mary'den hemen sıkılırdım. Benimle oyun oynamayı bile sevmiyor.''

''Şaşırabilirsin ama ben de seninle oynamayı sevmiyorum.''

''Biliyorum, mecburen oynuyorsun.''

''Çünkü beni tehdit ediyorsun.''

''Bu senin suçun. Altı yaşındayım ve senden daha akıllıyım.''

Bir de Chris'in, Alexander ve sekreteri Carter ile oturup ballı süt içip kurabiye yedikleri bölüm var. Oraya bittim! :))

Gerçi hangi bölüme bitmedim mi? Her sahne gözümün önünde canlanıyor. Henüz Rita Hunter kitaplarıyla tanışmadıysanız tam vakti diyorum! Yabancı Yayınları'na geçtikten sonra kitabın tasarımı da öyle bir güzelleşti ki gel al beni diyor adeta.

Ufak bir ekleme yapayım. Kitabın kapağındaki sahneyi içinde bulabilirsiniz. Rita kitaplarının saymakla bitmeyen kendine has özelliklerinden birisi bu da. Defalarca kapağa bakıp o bölümün gelmesini heyecanla beklemeyi seviyorum :)

Daldan dala atlıyorum, gerçekten çok zor bir yazı oldu benim için. Okuyun, okuyun, okuyun. Güz Fırtınası'nı herkes okusun istiyorum :)

Şimdilik bu kadar sanırım....






2 yorum :

  1. Seni baya etkilemiş anlaşılan bu kitap. Pek tarzım değil açıkçası ama böyle anlatılınca merak etmedim de değil. Yazarı da ilk defa duydum. Tanımadığım için diğer kitaplarını ve kapak tasarımlarını bilemiyorum tabi ama bu kapak tasarımı benim de hoşuma gitti. Al beni diyor gerçekten. :)
    Kalemine sağlık, uzun aralıklarla da olsa yazılarını okumak keyifli. Teşekkürler paylaşımın için. :)

    YanıtlaSil
  2. Çünkü ikinci kitabını çıkardığından beri takip ediyorum yazarı ve gün sayıyorum resmen baskısı çıksın diye :) Kitaplarla alakası olmayan erkek arkadaşlarımın bayıla bayıla okuduğunu söylesem? :) benim de tarzım değil normalde ama Rita'mız başkadır :) taslaklarımda bir sürü bitmiş yazı biriktirdim uzun aralık yok artık :)) yorumlarını okumak daha keyifli. Ben teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil