12 Kasım 2016 Cumartesi

Ali Benjamin - Hayalet Kalp

Günde 12 saat ders çalışırken pek mümkün olmuyor kitap okumak. Ekim'de bütün çalışmalarımı boşverip bol bol kitap okumuştum. Bunlardan biri de Hayalet Kalp. Kötü zamanımda inanılmaz iyi gelmişti bana.

Okuyan herkes çok olumlu yorumlar yaptı. Aksinin de mümkün olduğunu düşünmüyorum zaten. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir 12 yaşındaki Suzanne'in içinde. Bazı şeylerin durup dururken gerçekleştiğini kabul etmeyip kendini büyük bir maceraya atma cesaretini gösteriyor. Gerçekten büyük planlar yapıyor. Yaşadığı kaybı anlamlandırmaya çalışıyor. Tam da bu kısmında ben kendimden bir şeyler buldum zaten. Sayfalar nasıl geçti anlamadım.

Kitabın ana karakteri Susanne bir ortaokul öğrencisi. Sıkıntılı ortaokul yıllarını çok gerçekçi bir şekilde anlatmış yazar. Okurken ben sıkıntıya girdim çoğu zaman ve hiç mi hiç özlemediğimi fark ettim :)

Bilimi sevdiren bir kitap ayrıca. Başlarken bu konuda tereddütlüydüm. Bilim ve fenle aram hiç iyi değildir çünkü. Ama o kısımları bile heyecanla okudum. Bilmediğim ne kadar fazla şey varmış. Bize de böyle dersler verselerdi, çok daha farklı yaklaşabilirdik bilime, biz de sevebilirdik. Bu konuda daha fazla araştırma yapacağıma söz verdim kendime. Aslında hiç de sıkıcı değilmiş. Deniz anaları, yıldızlar, hayvanlar alemi... Bilmediğimiz ne çok şey var!

İnsana yeni ilgi alanları kazandıran kitaptan daha güzel bir şey olur mu hiç? Hayata bakış açısını değiştiren, sarsan. Keşke sürekli böyle kitaplar okuyabilsem.


Güzeldi, biraz umutsuzluğa kapıldığınız ya da zor zamanlar geçirdiğinizde sığınak olabilir size. Benden tavsiye :)



                                             - Alıntılar - 


Böylece bir şeyin ayırdına vardım: Herkesin öyküsü başından sonuna kadar farklıdır. Bir süreliğine ikisi birmiş gibi gözükse bile kimsenin öyküsü aslında kimseninkiyle birlikte gitmez. 

...ama insanlar yeni bir başlangıçla, kati bir bitiş arasındaki farkı her zaman anlayamazlar.

Çünkü bir şeyi gerçekten düzeltme şansı insanın karşısına çok az çıkar. Karşınıza böyle bir fırsat çıktığında da fazla düşünemezsiniz.Ne kadar çatlakça görünse de o fırsatı yakalayıp var gücünüzle tutmanız gerekir.

İnsanlar konuşmasalardı, kendi yaşamlarının sesini daha iyi duyabilirlerdi. İnsanlar konuşmasalardı, bir şey söylediklerinde, söylemeyi seçtikleri şeyler önem kazanırdı. 


''Acaba...nasıl veda edilir?''
''Aslında sihirli sözcükler yoktur, sevdiğin birine veda etmenin tek bir doğru yolu yokotur ama en önemlisi, veda ettiğin kişiden bir parçayı içinde taşımandır.''

...önemsediğimiz insanlarla zaman geçirmek bize verilmiş bir armağandır. Eksik kalsa da. Birlikte geçirdiğimiz süre, bizim umduğumuz biçimde veya umduğumuz zamanda sonlanmasa da. Hatta terk edilsek bile. 

...bir kimsenin yokluğu, varlığından bile çok yer kaplayabilir.

Dünyada korkulacak öyle çok şey var ki: denizanası çiçeklenmesi, altıncı kitlesel yok oluş, ortaokul dansı. Ama belki de korkmaya bir son verebiliriz. Belki kendimizi bir toz zerresi gibi hissedeceğimize, yeryüzündeki tüm yaratıkların yıldız tozundan yapıldığını anımsayabiliriz.

Yani bir insan, özellikle de bunca şeyden sonra nasıl yeniden başlayabilirdi ki? 




1 yorum :